Bir İnsan Neden Sürekli Onaylanmak İster?
Bir mesaj gönderdikten sonra karşı tarafın ne düşündüğünü merak etmek, yapılan bir işin beğenilip beğenilmediğini kontrol etmek ya da çevresindeki insanların kendisi hakkında ne düşündüğüne fazlasıyla önem vermek...
Belirli ölçülerde onay görmek istemek insan ilişkilerinin doğal bir parçasıdır. Hepimiz zaman zaman değer verildiğimizi, kabul edildiğimizi ve yaptıklarımızın fark edildiğini hissetmek isteriz. Ancak bazı insanlar için onaylanma ihtiyacı yalnızca hoş bir deneyim değil, neredeyse bir zorunluluk hâline gelebilir.
Bu durumda kişinin kendisiyle ilgili değerlendirmesi büyük ölçüde dışarıdan gelen geri bildirimlere bağlı olur. Övgü aldığında kendisini iyi hissederken, eleştirildiğinde veya beklediği ilgiyi göremediğinde yoğun bir hayal kırıklığı yaşayabilir.
Sürekli onay arayan kişiler çoğu zaman yalnızca başkalarının ne düşündüğüyle ilgilenmezler. Daha derinde, yeterince değerli olup olmadıklarına ilişkin bir sorgulama da bulunabilir. Bu nedenle dışarıdan gelen olumlu geri bildirimler kısa süreli bir rahatlama sağlasa da kalıcı bir güven duygusu oluşturmayabilir.
Bazı insanlar yaptıkları iş ne kadar başarılı olursa olsun içten içe yetersiz hissedebilir. Başarıları görünür olsa bile kendilerine ilişkin şüpheleri devam eder. Bu nedenle yeni başarılar, yeni övgüler veya yeni takdirler aramaya devam ederler.
Onay ihtiyacı en çok yakın ilişkilerde görünür hâle gelir. Karşı tarafın ilgisinde yaşanan küçük değişimler bile yoğun biçimde hissedilebilir. Daha az mesaj almak, daha az ilgi görmek veya beklenen şekilde takdir edilmemek kişinin kendisini değersiz hissetmesine neden olabilir.
Bazen insanlar kendi ihtiyaçlarını geri plana atarak başkalarının beklentilerine göre yaşamaya başlarlar. Hayır demekte zorlanabilir, çatışmadan kaçınabilir veya çevrelerindeki insanları memnun etmeye çalışabilirler. Bunun nedeni çoğu zaman yalnızca uyumlu olmak değildir. Sevilmenin veya kabul görmenin ancak bu şekilde mümkün olduğuna dair bir inanç da etkili olabilir.
Oysa kişinin değeri yalnızca başkalarının onu nasıl gördüğüyle belirlenmez. İnsan ilişkileri önemli olsa da kişinin kendisiyle kurduğu ilişki de en az onlar kadar önemlidir.
Sürekli onay arayışının altında yatan nedenler kişiden kişiye değişebilir. Ancak bazı durumlarda mesele yalnızca takdir edilmek istemek değil, kişinin kendi değerini dışarıdan gelen değerlendirmeler olmadan hissedememesidir.
Belki de sorulması gereken soru şudur:
Kendiniz hakkında düşündükleriniz ile başkalarının sizin hakkınızda düşündüklerini ne kadar birbirinden ayırabiliyorsunuz?
Klinik Psikolog Baran Şeker
Kaynakça
Kohut, H. (1971). The Analysis of the Self. International Universities Press.
Kernberg, O. F. (1975). Borderline Conditions and Pathological Narcissism. Jason Aronson.
Winnicott, D. W. (1965). The Maturational Processes and the Facilitating Environment. Hogarth Press.
Benjamin, J. (1988). The Bonds of Love: Psychoanalysis, Feminism, and the Problem of Domination. Pantheon Books.