Düşünülmeyen Deneyim ve Bion'un Katkısı
Psikanalitik düşünce uzun yıllar boyunca bastırılmış olanın geri dönüşüyle ilgilenmiştir. Freud'un çalışmaları, unutulmuş ya da bilinçdışına itilmiş deneyimlerin ruhsal yaşam üzerindeki etkisini görünür kılmıştır. Ancak zamanla farklı bir soru ortaya çıkmıştır: Ya bazı deneyimler hiçbir zaman düşünceye dönüşmediyse?
Bu soru özellikle Wilfred Bion'un çalışmalarıyla birlikte yeni bir önem kazanır. Bion'a göre insan zihni yalnızca düşünceler üreten bir yapı değildir; aynı zamanda deneyimleri düşünceye dönüştürmek zorunda olan bir yapıdır. Başka bir ifadeyle, yaşanan her şey otomatik olarak düşünülebilir hâle gelmez.
Bazı deneyimler ruhsal aygıt tarafından işlenebilir. Anlam kazanır, temsil edilir ve zamanla kişinin yaşam öyküsünün bir parçası hâline gelir. Ancak bazı deneyimler bu dönüşümü gerçekleştiremez. Yoğun kaygı, dehşet, çaresizlik ya da ruhsal kapasiteyi aşan duygulanımlar, düşünceye dönüşmeden kalabilir.
Bion bu tür deneyimleri "beta öğeleri" olarak tanımlar. Bunlar henüz düşünce değildir. Sözcüklere sahip değildirler. Simgesel bir örgütlenmenin parçası değildirler. Bu nedenle özne tarafından düşünülemezler; yalnızca yaşanırlar.
Psikanalitik çalışmanın önemli işlevlerinden biri de burada ortaya çıkar. Analitik süreç yalnızca unutulmuş olanın hatırlanmasına değil, hiç düşünülmemiş olanın düşünülmesine de alan açar. Analist, öznenin taşıdığı ham duygusal deneyimlerin anlamlandırılabileceği bir alan sunar.
Bu perspektif klinik çalışmaya önemli bir katkı sağlar. Çünkü bazı ruhsal acılar bastırılmış içeriklerden değil, hiç temsil edilememiş deneyimlerden kaynaklanır. Sorun unutulmuş olmak değil, hiç düşünülememiş olmaktır.
Bu nedenle analiz her zaman geçmişi keşfetmek değildir. Bazen ilk kez bir deneyimin düşünülebilir hâle gelmesine tanıklık etmektir.
— Klinik Psikolog Baran Şeker
Kaynakça
Bion, W. R. (1962). Learning from Experience.
Bion, W. R. (1967). Second Thoughts.
Ogden, T. H. (2004). This Art of Psychoanalysis.
Eigen, M. (1985). The Psychoanalytic Mystic.