Neden Bazı İnsanlar Sürekli Hayranlık Görmeye İhtiyaç Duyar?
Hepimiz takdir edilmek isteriz.
Yaptığımız bir işin fark edilmesi, sevdiğimiz insanlar tarafından değer görmek ya da emeklerimizin karşılığını almak hoşumuza gider. Bu, insan olmanın doğal bir parçasıdır.
Ancak bazı insanlar için hayranlık görmek yalnızca hoş bir deneyim değildir.
Neredeyse vazgeçilmez bir ihtiyaç hâline gelebilir.
Takdir edilmediklerinde huzursuz hissedebilirler.
Görmezden gelindiklerini düşündüklerinde yoğun bir kırgınlık yaşayabilirler.
Başarıları fark edilmediğinde öfkelenebilir ya da değersizlik hissedebilirler.
Dışarıdan bakıldığında bu durum çoğu zaman kibir veya kendini beğenmişlik olarak yorumlanır. Oysa psikodinamik açıdan mesele her zaman bu kadar basit değildir.
Çünkü bazen kişinin ihtiyaç duyduğu şey hayranlık değil, varlığının başkaları tarafından doğrulanmasıdır.
İnsan yaşamının erken dönemlerinden itibaren görülmeye ihtiyaç duyar.
Yalnızca fiziksel olarak değil, duygusal olarak da görülmeye...
Duygularının fark edilmesine...
Başarılarının paylaşılmasına...
Varlığının önemsenmesine...
Psikanalist Heinz Kohut, insanın gelişiminde "aynalanma" ihtiyacının önemli bir yere sahip olduğunu ileri sürmüştür. Çocuk, bakım veren kişinin bakışında kendisini görür. Değerli olduğunu, sevildiğini ve önemsendiğini bu ilişki içerisinde deneyimler.
Bu deneyim yeterince kurulamadığında kişi ilerleyen yaşamında aynı duyguyu farklı biçimlerde aramaya devam edebilir.
Bu nedenle bazı insanlar için beğenilmek yalnızca beğenilmek değildir.
Var olmakla ilgilidir.
Değerli hissetmekle ilgilidir.
Kendisinden emin olabilmekle ilgilidir.
Bu noktada hayranlık arayışı ile özdeğer arasındaki ilişki önem kazanır.
Özdeğer duygusu içeriden hissedilebildiğinde dışarıdan gelen takdir memnuniyet yaratır ancak kişinin bütün dengesini belirlemez.
Ancak özdeğer büyük ölçüde dışarıdan besleniyorsa, takdir görmek bir ihtiyaç hâline gelebilir.
Bu durumda kişi farkında olmadan sürekli olarak kendisini doğrulayacak insanlar, başarılar veya ilişkiler aramaya başlayabilir.
Sorun şu ki, dışarıdan gelen hiçbir onay kalıcı değildir.
En büyük başarı bile bir süre sonra sıradanlaşır.
En yoğun takdir bile zamanla etkisini kaybeder.
Bu nedenle kişi yeniden aynı duygunun peşinden gitmeye başlayabilir.
Belki de önemli soru şudur:
Gerçekten hayranlık mı arıyorsunuz, yoksa uzun zamandır hissetmeye çalıştığınız bir değer duygusunu mu?
— Klinik Psikolog Baran Şeker
Kaynakça
Kohut, H. (1971). The Analysis of the Self. International Universities Press.
Kohut, H. (1977). The Restoration of the Self. International Universities Press.
McWilliams, N. (2011). Psychoanalytic Diagnosis (2nd ed.). Guilford Press.
Jacoby, M. (1991). Individuality and Narcissism: The Psychology of Self in Jung and Kohut. Routledge.