Neden Bazı İnsanlar Sürekli Kendilerini Karşılaştırır?
Bir arkadaşınızın başarısını duyarsınız.
Sosyal medyada bir paylaşım görürsünüz.
Bir meslektaşınızın ilerlediğini fark edersiniz.
Ve bir anda dikkatiniz kendinizden uzaklaşır.
Onun ne yaptığına...
Nerede olduğuna...
Ne kadar başarılı olduğuna...
Ne kadar sevildiğine...
Bazı insanlar için bu kısa süreli bir düşüncedir.
Bazıları içinse günlük yaşamın önemli bir parçası hâline gelir.
Sürekli karşılaştırmak yorucudur.
Çünkü bu yarışın bitiş çizgisi yoktur.
Siz bir hedefe ulaştığınızda başka bir insan görünür.
Bir eksik kapanır, başka bir eksik ortaya çıkar.
Bu nedenle kişi ne kadar ilerlerse ilerlesin yeterince ilerlemediğini hissedebilir.
Peki neden?
Çünkü çoğu zaman mesele diğer insanlar değildir.
Mesele kişinin kendi değeriyle kurduğu ilişkidir.
İnsan kendisini yalnızca olduğu kişi olarak değerlendirebildiğinde başkalarının başarısı tehdit yaratmaz.
Ancak özdeğer sürekli olarak dışarıdaki ölçütlerle kuruluyorsa, başka insanların yaşamı kişinin kendi değerinin aynasına dönüşebilir.
Bu durumda başkalarının mutluluğu kendi mutsuzluğunu hatırlatabilir.
Başkalarının başarısı kendi eksikliklerini büyütebilir.
Başkalarının ilişkileri kendi yalnızlığını görünür kılabilir.
Karşılaştırma bu nedenle yalnızca bir kıyaslama değildir.
Bazen kişinin kendi değeriyle ilgili sessiz bir sorgulamadır.
İlginç olan şudur:
İnsan çoğu zaman kendisini bütün yönleriyle tanıdığı hâlde, karşılaştırdığı insanı yalnızca görünen taraflarıyla tanır.
Kendi içindeki korkuları bilir.
Karşı tarafın yalnızca sonuçlarını görür.
Bu nedenle karşılaştırma çoğu zaman adil değildir.
Fakat yine de devam eder.
Çünkü bazen insan başkalarına bakarken aslında kendisine bakıyordur.
Belki de önemli soru şudur:
Gerçekten başka insanların sahip olduklarını mı istiyorsunuz, yoksa onların sahip olduğunu düşündüğünüz değeri mi?
— Klinik Psikolog Baran Şeker
Kaynakça
Horney, K. (1950). Neurosis and Human Growth.
Kohut, H. (1977). The Restoration of the Self.
McWilliams, N. (2011). Psychoanalytic Diagnosis.