0530 711 71 64 psikologbaranseker@gmail.com
Cumhuriyet Mh. Tavukçu Fethi Sk. 28/5 Şişli / İstanbul

Neden Sürekli Aynı Tip İnsanlara Çekiliyorum?

  • Ana Sayfa
  • Neden Sürekli Aynı Tip İnsanlara Çekiliyorum?

Neden Sürekli Aynı Tip İnsanlara Çekiliyorum?

Neden Sürekli Aynı Tip İnsanlara Çekiliyorum?

Bazı insanlar ilişkileri geriye dönüp değerlendirdiklerinde dikkat çekici bir benzerlik fark ederler. İlişkide oldukları kişiler fiziksel olarak birbirlerinden oldukça farklı olabilir; farklı mesleklere sahip olabilir, farklı hayatlar yaşamış olabilirler. Buna rağmen ilişkilerin içerisinde yaşanan duygular çoğu zaman birbirine benzer görünür.

Sürekli ulaşılması zor insanlara ilgi duymak, duygusal olarak mesafeli kişilerle ilişki kurmak, yoğun ilgiyle başlayıp zamanla hayal kırıklığıyla sonuçlanan ilişkiler yaşamak ya da tekrar tekrar benzer sorunlarla karşılaşmak birçok kişinin dikkatini çeken bir durumdur.

Bu fark edildiğinde akla genellikle şu soru gelir:

"Neden hep aynı insanları buluyorum?"

Ancak bazen daha önemli soru şudur:

"Neden hep aynı insanlara yöneliyorum?"

İnsanlar çoğu zaman partner seçimlerini tamamen bilinçli tercihler olarak düşünürler. Oysa ilişkiler yalnızca mantıksal değerlendirmelerle kurulmaz. Çekim, yakınlık, güven ve aidiyet duygusu gibi birçok unsur bilinçli tercihlerimizin ötesinde çalışabilir.

Psikanalitik kuram uzun yıllardır insanların ilişki seçimlerinde geçmiş deneyimlerinin önemli bir rol oynadığını ileri sürmektedir. Özellikle erken dönem ilişkiler, kişinin hem kendisi hem de diğer insanlar hakkında bazı beklentiler geliştirmesine katkıda bulunur. Bu beklentiler çoğu zaman bilinçli değildir; ancak ilişki kurma biçimimizi etkileyebilir.

Bu nedenle bazı insanlar için yoğun ilgi görmek tanıdık bir deneyimken, bazıları için belirsizlik daha tanıdık olabilir. Kimileri yakınlık içerisinde rahat hissederken, kimileri ulaşılması zor kişilere karşı daha güçlü bir çekim hissedebilir.

Burada önemli olan nokta, insanların bilinçli olarak kendilerine zarar verecek ilişkileri seçtiklerini düşünmemektir. Çoğu zaman kişi kendisine tanıdık gelen duygusal atmosferlere yönelir. Bu tanıdıklık her zaman rahatlatıcı olmak zorunda değildir. Bazen zorlayıcı deneyimler bile tanıdık oldukları için çekici gelebilir.

Örneğin çocukluk yıllarında sevgiyi sürekli kazanması gerektiğini hisseden biri, yetişkinlikte de benzer bir mücadeleyi ilişkiler içerisinde sürdürebilir. Duygusal olarak ulaşılması zor kişilere yönelmek, farkında olmadan tanıdık bir ilişkinin yeniden kurulması anlamına gelebilir.

Elbette her ilişki geçmişin tekrarı değildir. İnsanlar değişir, gelişir ve yeni deneyimler edinirler. Ancak bazı ilişki örüntülerinin tekrar tekrar ortaya çıkması tesadüf olmayabilir.

Bu nedenle ilişkilerde yalnızca karşımızdaki kişiyi anlamaya çalışmak yeterli olmayabilir. Bazen dikkatimizi seçimlerimize ve bizi belirli insanlara yönelten dinamiklere çevirmek gerekir.

Belki de önemli soru şudur:

Karşınıza çıkan insanlar mı birbirine benziyor, yoksa sizi onlara çeken şey mi tekrar ediyor?

Klinik Psikolog Baran Şeker

Kaynakça

Freud, S. (1920). Beyond the Pleasure Principle. Hogarth Press.

Fairbairn, W. R. D. (1952). Psychoanalytic Studies of the Personality. Routledge.

Mitchell, S. A., & Black, M. J. (1995). Freud and Beyond: A History of Modern Psychoanalytic Thought. Basic Books.

McWilliams, N. (2011). Psychoanalytic Diagnosis: Understanding Personality Structure in the Clinical Process (2nd ed.). Guilford Press.

Gabbard, G. O. (2017). Long-Term Psychodynamic Psychotherapy: A Basic Text (3rd ed.). American Psychiatric Publishing.