Neden Sürekli Karşımdaki İnsanları Hayal Kırıklığına Uğratmaktan Korkuyorum?
Bazı insanlar için bir karar vermek beklenenden daha zor olabilir.
Gitmek istedikleri bir yere gitmezler.
İstemediği bir teklifi kabul ederler.
Rahatsız oldukları bir durumu dile getirmezler.
Kendi ihtiyaçlarını ertelerler.
Çünkü kararlarının bir başkasını üzebileceğini düşünürler.
Elbette hiç kimse sevdiği insanları kırmak istemez. Ancak bazı kişiler için bu hassasiyet zamanla bir yük hâline gelebilir. Karşılarındaki insanın yaşayabileceği en küçük hayal kırıklığı bile yoğun bir suçluluk duygusu yaratabilir.
Bu nedenle kişi farkında olmadan kendi yaşamını başkalarının duygularına göre düzenlemeye başlayabilir.
İlginç olan nokta şudur:
Bu insanlar çoğu zaman çevreleri tarafından iyi, düşünceli ve fedakâr olarak tanımlanırlar.
Ancak iç dünyalarında sürekli bir hesap yapmaktadırlar.
"Acaba yanlış mı anlar?"
"Kırılır mı?"
"Üzülür mü?"
"Bana kızar mı?"
Zamanla kişi kendi duygularını ifade etmek yerine başkalarının duygularını yönetmeye çalışmaya başlayabilir.
Oysa bir insanın her duygusundan sorumlu olmak mümkün değildir.
Yakın ilişkilerde zaman zaman hayal kırıklıkları yaşanır.
İnsanlar birbirlerine kızabilir.
Üzülebilir.
Anlaşamayabilir.
Bunlar ilişkinin bozulduğu anlamına gelmez.
Ancak bazı insanlar için çatışma, yalnızca bir fikir ayrılığı değildir. İlişkinin tamamen kaybedilebileceğine dair bir tehdit gibi hissedilebilir.
Bu nedenle kişi ilişkisini korumak adına kendisinden vazgeçmeye başlayabilir.
Bir süre sonra ise farklı bir sorun ortaya çıkar:
Kişi başkalarını hayal kırıklığına uğratmamak için uğraşırken, sürekli kendisini hayal kırıklığına uğratmaktadır.
Belki de önemli soru şudur:
Gerçekten insanları üzmekten mi korkuyorsunuz, yoksa onların yaşayacağı hayal kırıklığının sizi kötü bir insan yapacağından mı?
— Klinik Psikolog Baran Şeker