Sessizlik Neyi Örter?
Sessizlik çoğu zaman konuşmanın yokluğu olarak düşünülür.
Oysa psikanalitik düşünce içerisinde sessizlik her zaman boşluk anlamına gelmez.
Bazen sözcüklerden daha yoğun olabilir.
Bazen anlatılamayanı taşır.
Bazen de tam olarak söylenemediği için varlığını koruyan bir deneyimin işaretidir.
İnsan her şeyi dile getiremez.
Bunun nedeni her zaman istememesi değildir.
Bazı deneyimler sözcüklerden önce gelir.
Bazı duygular dile dönüşmeden önce yaşanır.
Bazı ruhsal yaşantılar ise dile geldiği anda anlamının bir kısmını kaybeder.
Bu nedenle sessizlik bazen eksiklik değil, ruhsal yaşamın belirli bir sınırıdır.
Analitik çalışmada sessizlik özel bir yere sahiptir. Çünkü kişi yalnızca anlattıklarıyla değil, anlatamadıklarıyla da kendisini ifade eder.
Konuşmanın kesildiği yerler.
Tekrarlanan boşluklar.
Sürekli ertelenen konular.
Unutulan ayrıntılar.
Bunların her biri ruhsal yaşamın farklı katmanlarına işaret edebilir.
Elbette her sessizlik aynı değildir.
Bazı sessizlikler savunmadır.
Bazıları bekleyiştir.
Bazıları ise henüz düşünceye dönüşememiş yaşantıların taşıyıcısıdır.
Bion'un çalışmaları bu açıdan dikkat çekicidir. Ona göre insanın bazı deneyimleri başlangıçta düşünce olarak var olmaz. Önce yaşanırlar, daha sonra düşünceye dönüşürler.
Belki de bu nedenle bazı insanlar ne hissettiklerini anlatmakta değil, hissettiklerini düşünmekte zorlanırlar.
Sessizlik burada bir eksiklik değil, henüz kurulmamış bir anlamın işareti olabilir.
Psikanalitik çalışma çoğu zaman sessizliği ortadan kaldırmaya değil, onun ne söylediğini duymaya çalışır.
Çünkü bazen ruhsal yaşamın en önemli bölümleri sözcüklerin içerisinde değil, sözcüklerin ulaşamadığı yerde bulunur.
— Klinik Psikolog Baran Şeker
Kaynakça
Bion, W. R. (1962). Learning from Experience.
Ogden, T. H. (2004). This Art of Psychoanalysis.
Eigen, M. (1985). The Psychoanalytic Mystic.
Winnicott, D. W. (1971). Playing and Reality.