Tekrar Zorlantısı Üzerine
Psikanalitik düşüncenin en çarpıcı gözlemlerinden biri, insanın her zaman haz veren deneyimlerin peşinden gitmediğidir.
Gündelik yaşamın dikkatli bir gözlemi bile bunu göstermeye yeter. İnsanlar zaman zaman kendilerini benzer hayal kırıklıklarının, benzer ilişkilerin ve benzer çıkmazların içerisinde bulurlar. Üstelik bu tekrarların önemli bir kısmı bilinçli bir tercih gibi görünmez.
Kişi aynı sonla karşılaşacağını bilmektedir.
Benzer acıları yaşamıştır.
Benzer kayıplar deneyimlemiştir.
Buna rağmen kendisini yeniden aynı sahnenin içerisinde bulabilir.
Freud'un tekrar zorlantısı kavramı tam da bu noktada ortaya çıkar. Ruhsal yaşam yalnızca haz ilkesine göre işlememektedir. İnsan bazen kendisine acı veren deneyimleri tekrar etmeye yönelir. İlk bakışta paradoksal görünen bu durum, psikanalitik düşünce içerisinde farklı bir anlam kazanır.
Tekrar, geçmişin basit bir kopyası değildir.
Her tekrar aynı zamanda bir girişimdir.
Tamamlanamamış olanı tamamlama girişimi.
Anlaşılamamış olanı anlama girişimi.
Simgeselleştirilememiş olanı yeniden kurma girişimi.
Bu nedenle tekrar eden şey olayın kendisi değildir. Olayın etrafında örgütlenmiş ruhsal düğümdür.
Bazı insanlar sürekli terk eden kişilere yönelir.
Bazıları sürekli ulaşılması güç nesnelere bağlanır.
Bazıları ise her yakınlıkta benzer kaygılar yaşamaya başlar.
Burada belirleyici olan şey dış dünyanın çeşitliliği değil, kişinin ruhsal dünyasının belirli bir örgütlenme etrafında dönmesidir.
Psikanalitik tedavi içerisinde tekrarların önemi de buradan gelir. Çünkü insan geçmişini yalnızca hatırlamaz; onu yaşar.
Geçmiş çoğu zaman bir anı olarak değil, bir ilişki biçimi olarak varlığını sürdürür.
Bu nedenle analiz odasında karşılaşılan birçok dinamik, kişinin çocukluğuna dair bilgi vermekten çok, o çocukluğun bugün nasıl yaşanmaya devam ettiğini gösterir.
Tekrar zorlantısının trajik yanı, kişinin çoğu zaman çözmeye çalıştığı şeyi yeniden üretmesidir.
Ancak aynı zamanda dönüştürücü yanı da burada bulunur.
Çünkü tekrar görünür hâle geldiğinde, kader gibi yaşanan şey düşüncenin konusu hâline gelir.
Ve belki de ilk kez, yaşanmak yerine anlaşılabilir.
— Klinik Psikolog Baran Şeker
Kaynakça
Freud, S. (1920). Beyond the Pleasure Principle.
Laplanche, J., & Pontalis, J.-B. (1973). The Language of Psycho-Analysis.
Mitchell, S. A. (1988). Relational Concepts in Psychoanalysis.
Lear, J. (2015). Freud.