0530 711 71 64 psikologbaranseker@gmail.com
Cumhuriyet Mh. Tavukçu Fethi Sk. 28/5 Şişli / İstanbul

Duygusal Bağımlılık

Duygusal Bağımlılık

İnsanlar ilişkiler içerisinde birbirlerine ihtiyaç duyarlar. Yakınlık kurmak, destek almak, özlemek, bağlanmak ve bir başkasının varlığından güç almak insan deneyiminin doğal parçalarıdır. Bu nedenle her bağlılık ilişkisini bağımlılık olarak değerlendirmek doğru değildir.

Ancak bazı ilişkilerde kişinin duygusal dengesi büyük ölçüde karşı tarafın varlığına bağlı hâle gelebilir. İlişkinin iyi olduğu dönemlerde kişi kendisini değerli ve güvende hissederken, en küçük bir uzaklaşma ya da belirsizlik yoğun kaygılar yaratabilir. Bir süre sonra ilişkinin kendisi kadar, ilişkiyi kaybetme ihtimali de kişinin yaşamında merkezi bir yer tutmaya başlayabilir.

Duygusal bağımlılık çoğu zaman yalnızca bir başkasına fazla bağlanmak anlamına gelmez. Bazı durumlarda kişi kendi duygularını, ihtiyaçlarını ve kararlarını ikinci plana atarak ilişkiyi korumaya çalışabilir. İlişkinin sürmesi, kişinin kendi sınırlarından daha önemli hâle gelebilir. Böyle zamanlarda insan yalnızca karşı tarafa değil, ilişki aracılığıyla hissettiği güvene, değere ya da ait olma duygusuna da bağlanıyor olabilir.

Bu nedenle duygusal bağımlılık yaşayan kişiler sıklıkla çelişkili deneyimler yaşarlar. Bir yandan ilişkinin içerisinde kendilerini sıkışmış hissedebilirler, diğer yandan ayrılma düşüncesi yoğun bir kaygı yaratabilir. İlişki kişiyi yorsa bile, ilişkisizlik daha ürkütücü görünebilir.

Psikodinamik açıdan bakıldığında mesele yalnızca ilişkinin kendisi değildir. Kişinin yalnızlıkla, özdeğerle ve ayrılıkla kurduğu ilişki de bu deneyimin önemli parçalarıdır. İnsan bazen bir kişiyi kaybetmekten çok, o kişiyle birlikte hissettiği kendilik deneyimini kaybetmekten korkabilir. Bu nedenle ayrılık düşüncesi yalnızca bir ilişkinin sonu değil, aynı zamanda kişinin kendisine dair bazı duygularını da tehdit ediyor gibi hissedilebilir.

İngiliz psikanalist Fairbairn, insanın temel motivasyonunun haz arayışından çok ilişki arayışı olduğunu öne sürmüştür. Bu bakış açısı, bazı insanların neden kendilerine zarar veren ilişkiler içerisinde kalmaya devam ettiklerini anlamaya yardımcı olabilir. Çünkü insan bazen kusurlu bir ilişkiyi, hiç ilişki olmamasına tercih edebilir.

Psikoterapi sürecinde amaç kişiyi ilişkilerden uzaklaştırmak ya da bağımsız olmaya zorlamak değildir. Daha çok, kişinin ilişkilere yüklediği anlamları, ayrılık karşısında yaşadığı duyguları ve kendi ihtiyaçlarıyla kurduğu ilişkiyi anlamaya çalışmaktır. Çünkü sağlıklı bir yakınlık, yalnızca bir başkasına bağlanabilmeyi değil, aynı zamanda ilişki içerisinde kendisi olarak kalabilmeyi de içerir.

Klinik Psikolog Baran Şeker

Bu alanda destek almak ister misiniz?

Yüz yüze veya çevrimiçi seanslar için hemen randevu talebi oluşturabilirsiniz.

Randevu Oluştur