0530 711 71 64 psikologbaranseker@gmail.com
Cumhuriyet Mh. Tavukçu Fethi Sk. 28/5 Şişli / İstanbul
Kaygı

Kaygı, insan yaşamının doğal ve gerekli duygularından biridir. Belirsizliklerle karşılaştığımızda, önemli kararlar vermemiz gerektiğinde ya da kendimizi tehdit altında hissettiğimiz durumlarda kaygı ortaya çıkabilir. Belirli bir düzeyde kaygı, kişinin dikkatini toplamasına, riskleri değerlendirmesine ve yaşamın gerekliliklerine uyum sağlamasına yardımcı olur.

Ancak bazı dönemlerde kaygı, yaşamın belirli alanlarıyla sınırlı kalmayıp kişinin düşüncelerini, duygularını ve günlük yaşamını yoğun biçimde etkilemeye başlayabilir. Kişi sürekli bir şeylerin ters gideceğini düşünüyor, gelecekle ilgili olumsuz senaryolar üretmekten kendisini alamıyor ya da zihnini durdurmakta zorlanıyor olabilir. Bazen bu durum yalnızca düşüncelerle sınırlı kalmaz; bedensel belirtiler de eşlik edebilir. Çarpıntı, nefes almakta zorlanma hissi, mide rahatsızlıkları, kas gerginliği, uyku sorunları ya da sürekli yorgunluk hissi kaygının eşlik ettiği deneyimlerden bazılarıdır.

Kaygı yaşayan birçok kişi zamanla kendi zihniyle mücadele etmeye başlar. Rahatlamaya çalışır, düşünmemeye çalışır, kontrol etmeye çalışır ya da kaygıyı tamamen ortadan kaldırmaya çalışır. Ancak çoğu zaman bu çaba kişinin daha fazla yorulmasına neden olabilir. Çünkü kaygı yalnızca bastırılması gereken bir duygu değildir. Aynı zamanda kişinin yaşamındaki deneyimleriyle, ilişkileriyle ve iç dünyasıyla bağlantılı bir yaşantıdır.

Psikodinamik bakış açısına göre kaygı her zaman yalnızca bugünkü olayların sonucu olarak ortaya çıkmaz. Bazen kişinin geçmiş yaşantıları, ilişki deneyimleri, kayıp yaşantıları, çatışmaları ya da farkında olmadığı duygusal süreçler kaygının yoğunlaşmasında etkili olabilir. Bu nedenle kaygıyı anlamaya çalışırken yalnızca belirtilere değil, kişinin yaşam öyküsüne ve duygusal deneyimlerine de bakmak önemlidir.

Bazı kişiler için kaygı başarısız olma korkusuyla ilişkilidir. Bazıları için eleştirilme, reddedilme ya da yalnız kalma korkusu ön plandadır. Bazı kişiler ise yaşamlarının belirli dönemlerinde nedenini tam olarak açıklayamadıkları yoğun bir huzursuzluk hissi yaşayabilirler. Her bireyin kaygıyı deneyimleme biçimi farklıdır ve bu nedenle her kişinin yaşadığı süreç kendine özgüdür.

Kaygı yalnızca zorlayıcı bir deneyim değildir; çoğu zaman kişinin ruhsal dünyası hakkında önemli ipuçları da taşır. Kimi zaman ertelenmiş duygulara, kimi zaman çözümlenmemiş ilişkilere, kimi zaman ise kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiye işaret edebilir. Bu nedenle kaygıyı yalnızca ortadan kaldırılması gereken bir sorun olarak görmek yerine, ne anlatmaya çalıştığını anlamak da önemlidir.

Çalışmalarımda kaygıyı yalnızca belirtiler düzeyinde ele almıyorum. Kaygının kişinin yaşamındaki anlamını, hangi durumlarda ortaya çıktığını, hangi duygularla ilişkili olduğunu ve kişinin yaşam öyküsü içerisindeki yerini anlamaya çalışıyorum. Bu süreç, kişinin yalnızca kaygı belirtileriyle değil, kendisiyle kurduğu ilişkiyi de daha yakından tanımasına yardımcı olabilir.

Kaygı zaman zaman kişinin yaşamını daraltabilir, karar vermesini zorlaştırabilir ve ilişkilerini etkileyebilir. Ancak kaygının anlaşılması ve üzerinde çalışılması mümkündür. Bu süreç, kişinin yalnızca daha iyi hissetmesine değil, kendisini daha derinlikli biçimde tanımasına da katkı sağlayabilir.

Hangi Durumlarda Destek Almak Faydalı Olabilir?

Sürekli endişeli ve gergin hissediyorsanız,

Gelecekle ilgili düşünceler günlük yaşamınızı etkiliyorsa,

Kaygı nedeniyle uyku, iş veya ilişki sorunları yaşıyorsanız,

Bedensel belirtiler sıklaşmaya başladıysa,

Kaygınızı kontrol etmek için yoğun çaba harcamanıza rağmen zorlanıyorsanız,

Kendinizi uzun süredir huzursuz, tetikte veya yorgun hissediyorsanız,

kaygının yaşamınızdaki yerini daha yakından anlamak için profesyonel destek almak faydalı olabilir.

— Klinik Psikolog Baran Şeker

Bu alanda destek almak ister misiniz?

Yüz yüze veya çevrimiçi seanslar için hemen randevu talebi oluşturabilirsiniz.

Randevu Oluştur